Bir tasarım programını ya da yazı editörü ile uzun süre çalışırken iki şey genellikle kafamın içinde dönüp dururdu: elimdeki işi mümkün olan en kusursuz şekilde mi yapmalıyım yoksa işi zamana, bütçeye ve müşterinin ihtiyacına göre mi yapmalıyım…
Benim açımdan bir işi bitirmek, üzerinde çalıştığım şeyi amaçlanan işlevi yerine getirecek şekilde hazırlayıp teslim etmek; durmaya karar vermek ise o işi daha fazla zaman ve kaynak harcamaya gerek olmadığı noktada bilinçli olarak sonlandırmak.
İkisinin arasındaki fark, en benim yaptığım iş tarafından baktığımda bir sembol, bir form alanı hatta belki bir ürün daha eklemek ya da renkleri yeniden revize etmekten ibaret değil; iş nereye gidiyorsa ve elimde ne varsa; bunları sahip olduğum mevcut kaynaklarla değerlendirip nihayetinde bir karara varmak ve işle ilgili son çizgiyi çekmek.
Bahsettiğim bu çizgi çekmek eylemi her zaman laftaki kadar kolay değil ve para kazanmak için çalışırken o son CTRL+S’den önce elimde ne olduğunu gerçekten bilmek çok önemli.
- Ortadaki sonuç ondan yapması beklenen işlevi yerine getiriyor mu? (Ürün çalışıyor mu?)
- Kendi kendime yaptığım ilk testler olumlu mu? (Ürünü ben kullanabiliyor muyum, ürünü bu haliyle kullanır mıyım?)
- Ürünü hedef kitlesinde olan herkes sorunsuzca kullanabilir mi? (UI – UX’i yeterince iyi mi?)
- Ürünü daha sonra çoğaltabilir / genişletebilir miyim?
gibi soruları önce kendime sorarak tasarımda tam olarak nerede durduğumu daha kolay bir şekilde anlamaya çalışabilirim.
Ve bu aşamada tasarımcının kendine sorması gereken en önemli soru belki de şu: ürünü daha fazla geliştirmek için gerekli olan fayda maliyeti harcadığım emeği / kaynağı / zamanı haklı çıkarıyor mu? Bu geliştirmeyi yapmak bana ne fayda sağlayacak?
Elindeki listede yer alan soruların yanıtlarının çoğu “evet” ise işi hemen teslim et; yanıtlarında belirsizlikler ve “hayır” çoksa yeni bir önceliklendirme planı yapmakla işe başlayabilirsin.
Bitirmek ve durmak
Devam etmeden önce bitirmek ve durmak kelimelerinin neyi ifade ettiğinden daha kapsamlı şekilde bahsetmek gerekiyor.
Bitirmek, işin tüm gereksinimlerini yerine getirecek şekilde teslime hazır olduğu anlamına gelir. Yani ürün yapması istenilen işlevi yerine getiriyor, uygulanabiliyor, sorunsuz şekilde kullanılabiliyorsa iş bitmiş demektir. Bu aşamada projenin temel hedeflerine ulaştığı kabul edilebilir.
Durmak ise bir eylemden çok alınan bir karar. Çoğunlukla üzerinde çalıştığın bir tasarımı daha da geliştirmenin mümkün olduğunu görürsün fakat buna zaman ve çaba harcadığında bundan elde edeceğin faydaya değmeyeceği de bellidir, durursun.
Küçük iyileştirmeler yaptığında, üzerinde çalıştığın projenin genel başarısı kayda değer şekilde artmıyorsa ve bundan anlamlı şekilde etkilenmiyorsa kaynakların başka bir önceliğe kaydırılması daha mantıklı görünür, durursun.
Bitirmek ve durmak arasındaki temel fark da buradan gelir. “Bitirmek” çoğu zaman ideal bir tamamlanma durumunu ifade ederken “durmak” stratejik bir karardır.
Bitirmeye ya da durmaya nasıl karar verirsin?
Proje amacı ne ve ölçümlemen gereken KPI’ler neler?
Projenin en başında belirlenen hedeflere göz atmak, bir işin bitip bitmediğini anlamanın en eski ve güvenilir yolu. Proje yöneticisinin, takım liderinin, patronunun ya da müşterinin işin en başında senden ne beklediğine dön ve bak.
Kullanıcı ürünü kullanırken öngörülen davranışları gerçekleştiriyor mu, dönüşüm oranları beklendiği gibi mi, marka mesajı doğru mu… Bu gibi sorulara net bir “evet” cevabını veriyorsan tasarım amacına ulaşmış demektir.
Ne kadar zamanın var ve bütçen ne kadar?
Tasarım süreci sonsuza dek süremez, bu iş akışı şemalarına tamamen aykırı. Bir iş başlar ve biter. Eğer elindeki iş için ayrılan zaman dolmak üzereyse ve bütçen de bitmeye yakınsa, ek iyileştirmeler yapmaya gerek olup olmadığını sorgulaman gerekir ve bu önemlidir. Zaman ve para gibi iki önemli kaynak sınırlayıcı olduğunda her dakika ve her kuruş önem kazanır.
Faydanın azalması (diminishing returns):
Tasarım ilerledikçe ve işin kapsamı genişledikçe iyileştirme yapmak beklediğin gibi bir fayda sağlamayabilir. İlk başta yapılan değişiklikler tasarımın genelinde daha büyük farklar yaratırken sona doğru yapılan daha küçük dokunuşların etkisi de daha küçük olur.
Bu noktada tasarımcının kendine sorması gereken soru tasarımı iyileştirmek için harcadığı zaman, ortaya çıkan sonuca değecek mi? Eğer yanıt hayır ise dur ve işi bitir.
Ürün ve kullanıcı arasındaki ilişki nasıl?
Hedef kitle tasarladığın ürünü anlayıp sorunsuzca kullanıyorsa ve testlerde bir sorun görünmüyorsa tasarım doğru şekilde yapılmış ve süreç başarıyla ilerleşmiş demektir, dur ve işi teslim et.
Ürünün teknik uygulanabilirliği nasıl?
Karşıdan bakıldığında harika bir ürün tasarlamış olabilirsin, fakat ürünün teknik olarak uygulamaya geçirilemiyorsa büyük bir sorunun var demektir.
Tasarımının sorınsuz şekilde hayata geçirilmesi, üründen beklenen performansının ve ürünün erişilebilirlik kurallarının korunması gerekir. Eğer tasarım teknik olarak da sağlamsa, bu bitişe yakın olduğunun bir göstergesidir.
Ürüne hedef kitledeki herkes erişebiliyor mu, ürün uyumlu mu?
Tasarımı yaparkenki hedef kitlen kimse, ürünün bu hedef kitleyi oluşturan her birey tarafından kolayca kullanılması beklenir.
Basılı bir materyalden bahsediyorsak renkler, fotoğraflar, kontrast, yerleşim, yazı tipleri hatta engelli bireylerin erişimine yönelik uygulama gerekliliklerinin sağlanması gerekir.
Ürünün kullanımıyla ilgili geri bildirimler olumluysa tasarımı bitir ve işi teslim et.
Adım adım “tasarımı bitirmek”
Hedefleri baştan oku ve doğrula: Tasarımını sonlandırmadan önce projeyle ilgili notları aç ve işin başarılı sayılması için hangi kriterlerin sağlanması gerektiğini tekrar kontrol et. Elindeki ürün bu hedeflere gerçekten ulaştıysa bitir.
Hızlı kontroller yap: Tasarımı karşına al ve çeşitli kısımlarını hızlıca gözden geçir. Kritik noktaları kontrol et, tasarımın asıl öğelerinin işlevini yerine getirip getirmediğini kontrol et: örneğin linkler çalışıyor mu, ekran küçüldüğünde menü açılır moda geçiyor mu, resimler doğru şekilde ölçekleniyor mu vb. Temel kullanıcı deneyiminde herhangi bir hata görünmüyorsa bitir.
Kullanıcı davranışlarını analiz et: Eğer kullanıcıların büyük çoğunluğu ürünü kullanırken görevleri sorunsuz şekilde tamamlıyorsa ve performansla ilgili metrikler hedeflere yakınsa bitir.
Azalan fayda analizi yap: Yapmayı istediğin son düzenlemeler tasarımı yalnızca görsel olarak daha iyi bir hale getiriyor fakat kullanıcı davranışında ölçülebilir bir etki yaratmıyorsa daha fazla zaman harcamadan bitir, gereksiz görünen iyileştirmelerle vakit kaybetme.
Risklerle ilgili bir liste oluştur: Tasarımı geliştirmek için hangi noktaların öncelikli olarak ele alınması ve hangi sorunların daha önce çözülmesi gerektiğini belirle ve yüksek öncelikli konuları öncelerken düşük öncelikli olanları daha sonraya bırak.
Onay mekanizmasını harekete geçir: Tasarımının son halini projenin diğer paydaşlarıyla paylaşmak için bir değerlendirme toplantısı organize ederek kısa bir onay sürecini başlat. Eğer herkes aynı fikirdeyse uygulama aşamasına sorunsuz şekilde geçmek üzere tasarımı finalize et ve bırak.
Tasarımı bitirme ve bir sonraki aşamaya geçmeden hemen önce, daha sonra karşılaşabileceğin ve düzeltilmesi gerekenler için küçük bir plan hazırlamak işine yarayacaktır. Bu yaklaşım sayesinde hem elindeki mevcut işin teslimatını aksatmayacak hem de gelecekte ihtiyaç duyulacak geliştirmeler için bir yol haritası oluşturacaksın.
Tasarımın gittiği yerle ilgili kafandaki soru işaretlerini gidermek
Bir süredir farkında olduğum ve tasarım yaparken uzaklaşmaya çalıştığım bir durum var; son küçük detayları mükemmel hale getirmeye çalışırken zaman kaybetmek.
Eskiden sürecin tümüne baktığımda işin çok daha büyük ve önemli bir kısmını tamamlamış olmama rağmen kalan ufak tefek şeylerle oyalanıyordum. Bunların tasarımın geneline çok da büyük bir etkisi olmadığını kabul ettiğimde işlerimi daha hızlı ve süresini aşmadan teslim etmeye başladım.
Unutmamak gereken şey belki de bir tasarımın biraz da yeterince iyi olduğu için değil işlevini başarıyla yerine getirdiği için değer taşıdığı. Özünde varmak istediğim yer estetik olarak mükemmeli yakalamaya çalışırken tasarımın, çözmesi beklenen problemi gerçekten de çözüp çözmediğini gözden kaçırmamak. Tasarım yapması gereken işe bir çözüm sunuyor, işini yapılış biçimini kolaylaştırıyor ve işlevini yerine getiriyorsa yeterince iyi olarak tanımlanabilir.
Ayırdına varmak gereken bir diğer nokta var; tasarımı çok erken bitirirsen tasarımla ilgili önemli geri bildirimleri ve kullanıcı deneyimiyle ilgili içgörüleri kaçırabilirsin. Çok geç durursan da gereğinden fazla para ve enerji harcamış olabileceğin.
Doğru denge, çoğu zaman minimal viable design yaklaşımını benimsemekle sağlanabilir. Doğal akış gereği kullanıcılar ürünü denerken zaten geri bildirim yaparlar; sen de yeni bir yol haritası oluşturarak tasarımla ilgili ileri aşama yol haritası oluşturabilirsin. Bu hem zaman kaybetmeni engeller hem de kullanıcılardan ihtiyacın olan geri bildirimi almanı sağlar.
Büyük işleri genellikle ilk seferinde mükemmel şekilde sunman imkansızdır, bu nedenle aşamalı gelitirmek ve teslimat mekanizmalarını işletebilirsin.
Tasarımı teslim et, geri bildirimleri topla, revize et, yeni bir versiyon yayınla ve bunu tekrarla.
Bu yaklaşım alacağın riskleri azaltır, gelebilecek eleştirileri yumuşatır ve süreci daha yönetilebilir bir halde tutar. Ayrıca bu hikaye anlatımı açısından da güzel bir yöntemdir, kullanıcılar bir ürünün nereden nereye geldiğini kendi gözleriyle görerek kendini sürecin bir parçası gibi hisseder.
Kararsızlığın yarattığı psikolojik tuzaklardan kaçınma yolları
Tasarım yaparken ve bunu teslim etmeye yaklaşırken düştüğüm en önemli tuzaklardan birisi mükemmeliyetçilik. Bilgisayarın başındayken hep daha iyi görünecek derdim kendime ve bunun sonunun gelmeyeceğini kabul ettikten sonra, henüz çalışmaya başlamadan bir yerlerde bitirmem gerektiğini biliyorum. Hatta tasarımda neden mükemmelin olmadığına dair bir yazı dahi yazmıştım bununla ilgili.
Bir tasarımcı olarak, ürettiğim işlere küçük parıltılar katmaktan geri durmadığım zamanlar oluyor. Bunlar biraz benden bir tasarım isteyen müşterinin dikkatini çekmek biraz da müşterinin hedef kitlesindeki kullanıcının ürünü kullanırken markayla bir tür bağ kurmasını sağlamak için yaptığım şeyler. Fakat vaktim sıkışıksa ya da daha küçük bir bütçeyle işi yapıyorsam, bahsi geçen bu küçük detayların kullanıcı deneyime gerçekten bir katkı sağlayıp sağlamadığına artık daha fazla önem veriyorum.
Bir işe belli bir süre aralıksız bakmak tasarımcı körlüğü denen bir durumun oluşmasına neden oluyor. Bunun işin kalitesini düşürdüğü ve tasarım sürecini yavaşlattığını kendi deneyimlerimden yola çıkarak açık şekilde söyleyebilirim.
Tasarım yaparken çıkmaza girdiğini ve tükendiğini düşünüyorsan; hatta sıkıldıysan ekrandan uzaklaş, başka bir şeyle ilgilen ya da mümkünse başka birinden tasarıma bakmasını iste. Başka birinin işe bakışı tasarımda senin fark edemediğin eksiklikleri, yanlışları hatta fazla detayları kolayca fark etmeni sağlayabilir.
…
Durmak, tasarımda bir şeylerden vazgeçmek demek değildir; kaynakları verimli şekilde kullanmak, kullanıcıyı odağına almak ve kaliteyi sürdürülebilir kılmak için alınmış yerinde bir karardır. Bir ürün tasarlarken sonsuz sayıda iyileştirme ve geliştirme yapabilirsin, fakat burada dikkat etmen gereken asıl nokta hedefinin ne olduğu, kullanıcıların ihtiyaçları ve tasarımın gerçek dünyada nasıl duracağı…
Referanslar ve ileri okuma…
- Usability (User) testing 101
- Design thinking
- Pareto principle
- Optimize or satisfice in engineering design?
- Design after design
- Perspectives on iteration in design and development
Ana fotoğraf: Wengang Zhai, Unsplash
