Güven vergisi: Her seferinde fark etmeden ödediğin bedel
Birine güvenmek, insan ilişkilerindeki en değerli para birimi olarak tanımlanabilir. Bahsettiğim birisi yakın bir arkadaşın da olabilir, meslektaşın da olabilir; hatta bir marka ya da sistem…
Ödemelerini artık yalnızca parayla yapmadığını biliyorsun; birine güvendiğinde de görünmeyen bir bedel ödersin. Bu durumdaki bedel ise dikkatin, duygusal enerjin hatta ekonomik kaynakların. Çoğu zama farkında olmadığın bir şey var; her güven ilişkisi bir bedel talep eder ve bu bedelin adı güven vergisi.
Güven vergisi kavramını biraz açmak gerekiyor.
Bu bedel tek seferlik bir ödeme değil, devamlı tekrarlayan bir masraf. Birine duyduğun güvene dayalı bir karar verdiğinde cebindeki güvenden bir miktar ödersin. Bu birikim zaman, dikkat, bilişsel yük ve duygusal emekten oluşur. Tabii ki ekonomik tarafını da göz ardı edemeyiz.
Cebindeki güvenden harcamanın yanında üstlendiğin bir kalem daha var; o da kaynaklarını bir çözüme ulaşmak için harcarken kaçırdığın diğer fırsatların maliyeti.
…
Güven vergisini tehlikeli kılan en önemli özelliği görünmez olması. Hesaplanamaz görünmesi, çoğu zaman ödenen bedelin gözden kaçırılmasına neden olur. Etkisi uzun vadede görülür ve azar azar yapılan bu ödemeler birikerek ikili ilişkilerde aşınmaya ve kopmaya neden olur. Tüm bu kırılmaların gittiği yer ise güven kaybıdır.
Güven vergisi her zaman olumsuz olmayabilir. Eğer iki kişi arasındaki güven ilişkisi bilinçli olarak kuruluyorsa kısa vadede oluşan maliyet uzun vadede daha kazançlı olabilir; bu da bir tür ilişki yatırımıdır.
Buradaki kilit davranış, güveni sınırsıza sunmak yerine daha hesaplı şekilde vermektir. Bunu sağlamanın yolu da beklentileri netleştirmek ve hesap verilebilirlik talep etmekten geçer. Küçük denemeler yapılarak güven inşa edilir ve güvenmek için ödenen şeyler her neyse; zaman, para ya da duygu; düzenli olarak kontrol edilir.
Güven vermek en temel insan davranışlarından biri ve bunun için gerekli olan ödemeyi daha farkında ve bilinçli şekilde yapmak, seni toplum içinde daha az zarar gören ve belki de en önemlisi daha sürdürülebilir ilişkilere taşır.
Günlük hayatta nereye güven vergisi ödüyorsun?
Bir markanın ürünlerinin pahalı olduğu için kaliteli olduğu düşüncesine sahip olmak ve sırf bu nedenle markanın ürünlerine ederinden daha fazla ödemek güven vergisinin en belirgin örneği. Çoğu zaman elindeki ürünün kalitesi düşük olsa bile markanın yarattığı imaj, kaliteli bir ürüne sahip olduğunu düşündürür.
Sosyal medya platformlarında bir hesabın olduğunda, orada bir şeyler aradığında veya en basitinden platformla konumunu paylaştığında bu platforma güvendiğin için bunu yaparsın. Fakat sosyal medya platformu elde ettiği bu verileri kullanarak, hedefleme yaparak ya da üçüncü kişilere satarak sana reklam yapar; burada ödediğin vergi, platformu kullanmak karşılığında kişisel verilerinin geniş ve kapsamlı bir pazarlama sisteminin içinde dolaşmasıdır.
Çalıştığın yerde sana sözlü olarak verilen vaatlere güvenerek daha fazla çalışmak ve emek göstermek fakat bunun karşılığını alamamak da bir tür güven vergisidir. Burada ödediğin vergi zaman ve özveri olmasına rağmen, emeklerin çaba gösterdiğinde almayı beklediğin karşılıkla çoğunlukla örtüşmez.
Yakın çevrendeki insanlara nasıl olsa sana zarar vermeyeceklerini düşünerek tamamen açık olmak çoğu zaman en büyük güven vergisini ödemene neden olur. En sevdiğin ve senin için en değerli olan kişiler genellikle en fazla hayal kırıklığı yaratan ve güvenini sarsan kişiler olur.
Referanslar ve ileri okumalar
Fotoğraf: Hermes Rivera, Unsplash
Marka ve pazarlama fikri vermek için hazırlanan, reklam amacı taşımayan bu içerik işbirliği içermez.

