Pazarlamanın nirvanası: Rüyada “ürün” görmek
Olduğun ve kafanı çevirdiğin her yerde olmaya gayret eden markalar online ya da offline tüm mecralardaki varlığını nasıl sürdüreceğine dair kafa yormayı sürdürüyor; fakat bu işin varacağı son yer neresi; pazarlamanın nirnavası nerede?
Akılda kalmak, marka farkındalığı yaratmak ve tüketicinin satın alma kararını kendine çevirme çabası pazarlamanın ana hedefleri arasında ilk sıralarda yer alan şeyler.
Pazarlama, rüyalara girmeyi başarabilir mi? Bu hedef bu seviyeye kadar çıkıp bir ürünü tüketicinin uykusunun içine, rüyalarına yerleştirmeyi başarabilir miyiz?
Kafayı mı yedin sen dediğini duyar gibiyim, hatta çıldırmış olduğumu düşünüyor olabilirsin. Fakat söylediğim şey artık sandığın kadar uzak ve imkansız bir ihtimal olmayabilir. Bu pazarlama fikrini, hedef kitlesinde yer almama rağmen kendimi rüyamda bir iPhone Air kullanırken gördükten sonra daha gerçekçi ve erişilebilir buluyorum. (ya da kim bilir, gerçekten bir iPhone Air istiyorumdur).
Daha önceki yazılarda hatta podcastlerde de belirttiğim üzere markalar senin ve günlük hayatının bir parçası olmaya çalışıyor, anlaşılan aralarında bilinçaltına kadar işlemeyi başaranlar var.
Pazarlama bakış açısıyla, “rüya görmek”
Rüyaların bir gün içinde deneyimlediğin duyuların, yaşadığın duyguların ve edindiğin anıların işlenmesiyle doğrudan bağlantılı. Uyurken zihin gün içine biriken malzemeyi yeniden düzenler ve uykunun o ipek sığınağında beklenmedik şekilde ve imgelerle sana bunu yeniden gösterebilir.
Pazarlama açısından önemli olan şey bir markanın duygularda da iz bırakması. Güçlü duygular hatırlamayı tetikler, dolayısıyla gün içinde güçlenmiş duyguların rüyalara sızması olası. Bir markayı ya da ürünü rüyada görmek, o ürünün duygusal ya da bilişsel yükünün yüksek olduğuna işaret eder.
Neden rüyanda bir ürün görürsün?
Bir şeyi ne kadar sık görür ve ne kadar çok yaşarsan o şey ya da olay belleğinde o kadar güçlenir. Bu yüzden tekrarlamalar ve günlük rutinlerin içine girme çabası pazarlamada çok yaygın şekilde kendine yer bulur.
Kafanı çevirdiğin her yerde karşılaştığın ürünler, gördüğün marka kimliği parçacıkları, izlediğin videolar, duyduğun müzikler hatta kokladığın ortam kokuları özellikle uyumadan önceki rutinine dahil olmayı başardıysa, beyninin bu uyaranları işlemesi ve özümsemesi kolaylaşır, dolayısıyla iyi zamanlama ve maruziyet kombinasyonu uyanık dünyada gördüğün en son şeyleri rüyanda da görme şansını yükseltir.
Uyumadan önce Instagram’da ya da Tiktok’ta gezinirken önüne çıkan videolardaki olayları ve kişileri rüyanda görme ihtimalin bu nedenle yüksek.
Rüyaları üreten güçlü olgular ve semboller arasında korku, heyecan, sıcaklık hatta nostalji var. Duygularını harekete geçiren görüntü ve hikayelerin uyku esnasında zihinde yeniden belirmesi daha kolaydır ve zihin halihazırda başka bir şeyle meşgul değilken ortaya çıkışları daha kolaydır.
Rüyalarını birine anlattığında genellikle sembollerden bahsedersin, rüyalar çoğunlukla sembollerle konuşur; hatta rüya tabirleri kitapları rüyalarda görülen sembollerin ne olduğunu anlatmaya odaklanır.
Kolay hatırlanan ve basit şekilde hazırlanmış fakat akılda kalıcılığı yüksek olan bir logonun, kulağa hoş gelen bir melodi ya da kokladığında seni rahatsız etmeyen bir kokunun rüyalarda kısa ve net tekrarlar halinde kendini yeniden göstermesi olası.
Ana fotoğraf: Omar Lopez-Rincon on Unsplash

