Yapay zeka, çalışma hayatında destekleyici bir araç olmaktan çıkıp uygulayıcı hatta doğrudan karar verici bir aktöre dönüşüyor.
Tech-bro’lar, futuristler ve onlardan duyduklarını üzerine herhangi bir şey koymadan ya da teraziden geçirmeyen herkesin dilinde olan tek bir şey var; yapay zeka hukuktan finansa, lojistikten pazarlama ve yazılıma kadar teknik ve yaratıcılıkla alakalı pek çok alanda çalışan bir çok insanı çok yakında işsiz bırakacak…
- Fortune: Microsoft AI chief gives it 18 months
- FT: Mustafa Suleyman plots AI ‘self-sufficiency’ as Microsoft loosens OpenAI ties
Hatta Microsoft’un başındaki Mustafa Süleyman’a göre bu sandığımızdan daha kısa süre içinde gerçekleşecek.
Buna şirketler tarafından baktığımızda durum daha çok tasarruf, daha fazla kâr ve daha az insanla daha çok, verimli ve hatasız iş yapmak olarak görünüyor.
Ancak burada çoğu insanın nasıl çözeceğini bilmediği bir denklem var; eğer üretim, dağıtım, pazarlama hatta müşteri ilişkileri makineler ve yapay zeka üstlenecekse, bu sistemin ekonomik döngüsünü kim sürdürecek?
Bir yazılımcı için kodlar, bir tasarımcı için programlar, bir öğretmen için öğrenciler, öğrenciler için dersler, mağazalar için müşteriler önemsiz hale geldiğinde…
Gelirini kaybetmiş bir toplum, tüketim ekonomisinin yakıtı olmaya devam edebilecek mi?
Sanayi devrimi vs. Yapay zeka devrimi
Bugün yapay zeka ile insanlık arasındaki ilişkiyi geçmişteki sanayi devrimiyle kıyaslıyorlar. Fakat bazı tanımları ve ayrımları net şekilde yapmak gerekiyor.
Sanayi devriminde olan şey, insanların kas gücüyle yaptığı işi makinelerin devralmasıydı. Bugünkü durum bambaşka bir şey; yapay zeka insanların zihinsel emeğini dönüştürüyor.
18 ve 19. yüzyılda yaşanan dönüşüm yeni sektörler doğurmuş ve yeni istihdam alanları oluşturmuştu. Bugün ise yapay zekanın hızı, yüksek adaptasyon kapasitesi ve insan beyniyle orantılanamayan ölçeği, tarihten hiç bir örneğe benzemiyor.
Belirli bir işi yapmak üzere özel olarak imal edilmiş özel bir makinenin aksine bir algoritma hem üretebiliyor, hem analiz edebiyor, hem müşterilerle ilgilenebiliyor hatta bir yandan reklamları optimize edip gerekli metinleri dahi yazıyor.
İnsanları tedirgin eden durum da tam olarak bu. Farklı disiplin ve ekollerden bir sürü rolü tek bir model üstlendiğinde insan bu ekonominin neresinde kalacak ve hangi poziyonu üstlenecek?
Pazarlamanın en büyük paradoksu
Yapay zeka desteğiyle hazırlanan kampanyalar, kişiselleştirilmiş içerikler ve teklifler hatta fiyat optimizasyonları… Pazarlama bugüne kadarki en büyük paradoksun içinde olabilir.
Pazarlamanın amacı tüketiciyi daha iyi anlamak; evet burada hemfikiriz fakattüketici alım gücünü kaybedip gelirini tümden kaybedince en doğru hedefleme dahi anlamsız bir hale gelecek.
Geliri olmayan birine reklam yapmak estetize edilmiş bir gürültüden farksız; algoritma istediği kadar sorunsuz ve mükemmel çalışsın; satın alma gücü sıfırlandığında dönüşüm oranı da sıfıra yaklaşır.
Yapay zekanın kimin için değer ürettiğinin yanıtını iyi bir şekilde bilmemiz gerekiyor.
Kapitalizmin temel varsayımı geniş kitlelerin harcama yapabilmesiyken bu değer eğer sermaye sahipleri arasında dönüp durmaya başlarsa sistem kendi talep zeminini bir süre sonra aşındıracak.
İnsanların harcama gücü azaldıkça pazarlama faaliyetleri daha agresif, manipülatif ve kısa vadeli hale gelecek; uzun vadeli ve güçlü markalar inşa etmeye odaklanmak yerine panikle ve anlık satış yapma davranışı yaygınlaşacak.
Yapay zeka tüm işleri devralmalı mı?
Çözüm yapay zekanın tüm işleri devir almasından geçmiyor olabilir. Dolayısıyla işleri tamamen ortadan kaldırıp yapay zekaya teslim etmek yerine insanın bu denklemdeki yerini yeniden düşünmek ve tanımlamak gerekiyor.
Temel gelir gibi bugüne dek üzerinde pek konuşmadığımız ekonomik modeller hakkında konuşmaya başlamanın, yaratıcı ve sosyal becerileri nasıl öne çıkaracağımızı araştırmanın, deneyim tasarımlarına ve etik denetçilik rollerini nasıl üstleneceğimizi belirlemenin tam zamanı.
Net olan bir şey varsa, o da bu geçişin kendiliğinden olmayacağı. Eğer yapay zekanın logaritmik şekilde artan verimliliği ekonomiyle birlikte planlanmazsa, bu artış topluma refah sağlamak yerine gelir adaletsizliği yaratacak.
Bundan elbette ki pazarlama da etkilenecek ve yön değiştirerek bugünkü “satın al” çağrısının yerini deneyim ve anlam kazanmak ve topluluk oluşturma alacak.
Daha az şeye sahip olup daha çok şeyi deneyimlek bugün bile tanıdık bir konu. Dolayısıyla pazarlama tüketiciyi “kışkırtma” aracı olmaktan çıkıp ona değer katma aracına dönüşebilir. Bu dönüşümün birinci kuralı ise sistemin insanları yalnızca tüketici olarak görmekten vazgeçmeyi başarması.
…
Yapay zekanın insanların işlerini devralması tek başına teknik bir mesele değil, bunun ekonomiyle hatta etikle ilişkisi var. Eğer insanlar üretme kapasitesini kaybederse yapay zekanın yaptığı pazarlama faaliyetleri kendi yankı odasında dolaşan mesajlara dönüşebilir.
İşleri devretmeden önce yanıtını bulmak gereken en önemli soru belki de yapay zeka ile verimliliği arttırırken yeni bir toplumsal sözleşme üretmeyi başarabilecek miyiz?
Başaramazsak, ürettiğimiz en iyi algoritmalar bile bomboş bir pazara konuşacak.
Referanslar ve ileri okumalar…
- Andrew Yang says AI may wipe out 40 million jobs over the next decade
- AI is eliminating jobs for younger workers
- UK ad agencies undergo their biggest exodus of staff as AI threatens industry
- AI jobs disruption is here. What it means for the S&P 500 and you
- With policy in a good place, Fed is probing AI’s economic impact
- AI adoption already hitting Irish graduate jobs, finance department says
